önyargısız edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
önyargısız edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2013 Cuma

Öğle Uykusu/Ulaş Yavuz

Ulaş Yavuzun ilk romanı "Öğle Uykusu" bilincinizi zorlayacak bir yolculuğa davet ediyor sizi. Gerçekliğin kırılganlığı; otorite bağlamında bir "baba"nın çaresizliği ve trajedisi; "Aşk"ın bulunacak, aranacak, yoklanıp rahatsız edilecek, kişiye ve kişinin toplumsal rolüne bağlı bir duygu, tecrübe ya da kazanım olmadığı; "aşk"ın insana sadece uğrayabileceği, tesadüflerin arzudan ve birliktelikten doğduğu düşüncesi; arzuların asla tatmin edilememesi; yasakların, zorunluluklar ortadan kaldırılmadan delinmesinin mümkün olmadığı düşüncesi; kişiyi yaşam boyu takip eden, kendini görmesini sağlayan, çıldırtıcı bir duygu olan "yazmak" eylemi üzerine "yapayalnız" bir roman "Öğle Uykusu".

Sessizlik tekrardan girdi devreye; aramızda yaşanan sohbetin geç bir yansıması, bir başkası gibiydi. Sanki gizli bir anlaşma yapmıştık da sessizliğin ve benim anlaşmadan haberimiz yoktu; kuralları biliyormuş gibi yapabilmek için susuyordum ben de. Etraftaki değişikliği de bu sayede fark ettim. Kalabalık hatırladığım sokaklar hiç olmadığı kadar tenhaydı bugün, yoksa hiç kalabalık değiller miydi? Sessizliğimiz sanki herkesi etkilemiş, herkes susmaya merak salmıştı. Biz de tesadüfen, sakarlıktan, yerimiz olmamasına rağmen bize ait olmayan bir zamanda ve yerde bulunuyormuş gibi sersemce dolanıyor, bütünün, bizim dahil olup olmadığımızdan emin olamadığım dışarısının sessizliğini elimizden geldiğince bozmaya çabalıyorduk. İyi bir şey mi yapıyorduk emin değilim ama yaptığımızın pek uygun olmadığını söyleyebilirim; en azından, hâlâ kurumayan giysilerimiz bunu söyleyebilmem için yeterli bir sebep gibi geliyordu bana. Böyle biri neyi iyi ya da doğru yapabilirdi ki?



Sayfa Sayısı: 532

Baskı Yılı: 2012


Dili: Türkçe
Yayınevi: Yitik Ülke Yayınları

Zerdüşt'ün Sırrı/Osman Balcıgil

Pers İmparatoru Darius Babil, Mısır, Libya, Anadolu, hatta Trak topraklarını ele geçirdi ama Yunan diyarından zaferle dönemedi. O ölünce, oğlu Kserkses babasının planını gerçekleştirmek için kolları sıvadı.

Krallar Kralının Yunana karşı gireceği savaşı kazanamaması halinde dinlerinin tehlikeye düşeceğini öngören Zerdüşti bilgeler, geniş Pers topraklarında gözden ırak üç ayrı nokta ve reisleri özel olarak yetiştirilmiş dört klan seçtiler.

Yola çıkacak üç klandan hiç olmazsa biri, geleneklerin ve özellikle inek derisi üzerine altın harflerle yazılmış kutsal kitap Avestanın muhafızı olmayı başarabilecek miydi?

Bilge Rahip tarafından İÖ 500lerde kaleme alınan Zerdüştiliğin kayıp kutsal kitabı Avesta, 2000li yılların başında ortaya kim tarafından ve nasıl çıkartılacak?

Nietzschenin Böyle Buyurdu Zerdüşt! isimli kitabı için "Tam bir palavra" diyen Hint kökenli eski Avestan uzmanı Nasreddin Parsî, Türk yardımcısı Sungur İlyaslara kim olduğunu ve gerçek niyetini neden açıklamıyor? İngiliz bilim adamı Parsî, gönlünü Sivas kırsalında kaptırdığı Zerdüşti kızdan aşkına yanıt alabilecek mi?

Kürtlerin aynı coğrafyanın unsurları olan Türk, Pers, Arap gibi Müslüman; Süryani, Keldâni, Ermeni gibi Hıristiyan toplumlardan ayrışması gerektiğini düşünen PKK teorisyeni Hoca, eline "kaza eseri" geçen fırsatı kullanabilecek mi?

Silahların gölgesinde başlayıp, Iraktaki Kandil ve İrandaki Kozareş gibi PKK kamplarına hatta Londra, Paris gibi önemli başkentlere uzanacak büyük mücadelenin galibi kim olacak?

Baskı Yılı:2012


Sayfa Sayısı:20


Dili:Türkçe
Yayınevi:Destek Yayınları

Zaman Yolculuğu Aşıkları / Nur Yaycıoğlu

Efes Antik Medeniyetinde başlayıp Osmanlı İmparatorluğunda yeniden alevlenen ve günümüze kadar devam eden bir aşk hikâyesi. Âşıklar Defne ve Marsın çağımız Türkiyesindeki toplumsal ve siyasi olumsuzluklara karşı verdikleri mücadeleler, psikoloji biliminin kuralları üzerine yapılandırılmış olarak anlatılıyor. Onları birbirinden ayıran olaylar sonucunda tekrar, Efes Antik medeniyetinin farklı ve görkemli bir dönemine geri dönerek, aşklarını sürdüren aşıkların serüvenleri.Tarihin hangi anında, hangi mekanında bulunurlarsa bulunsunlar birbirlerini kalplerinde yaşattılar.Bir antik dönem yazarı olan Sinan ilginç bir roman yazmaya karar verir. Karakterlerini önce bir süre eski Efeste yaşatır. 
Sinanın annesi Doktor Gaye ve hukukçu Arzu, ülkenin sorunlarıyla yakından ilgili iki arkadaştır. Sinan, kahramanı Defneyi annesiyle özdeşleştirir. Kadın doğum uzmanı Defne, Güney doğuya rotasyon görevine gönderilir ve kendisini patlayan bombalarla parçalanan hayatların içinde bulur.Ayrı düşen aşıklar, tanıştıkları Efes Uygarlığına geri dönecekler, mutlu olabilecekler midir? Yeryüzünden silinen muhteşem Artemis tapınağını bulabilecekler midir?

Baskı Yılı:2012


Sayfa Sayısı:332


Dili:Türkçe
Yayınevi:Arunas Yayıncılık

Günahkar / Didar Baykan

Dev aynanın karşısında Anna gelinliğini tamamlayan sıralı incilerine dokundu. Karmakarışık zihninde İtalyanların bir atasözünü anımsadı: "Gelinin incileri beraberinde gözyaşlarını getirir." Gözlerini kırptığında inciler kadar iri damlalar, kadife gibi pürüzsüz yanaklarından yuvarlanıp ahşap zemine çarparak küçük zerreciklere ayrıldı.

Elini uzatıp birbiri ardına sıralanmış dizileri çekiştirdi. Örselenen inciler dizildikleri ipten sıyrılarak gözyaşlarından daha hızlı bir şekilde zemine saçıldı. 

Tek ihtiyacı olan bir şanstı. Doğru olarak anlatılanların yaşananları gizlemek için süslenmiş yalanlardan ibaret olduğunu haykırmalıydı. Ama nasıl? En önemlisi kime? Koskoca şatoda kendisini dinlemek isteyecek birileri olduğunu sanmıyordu. 
Gelinliğinin eteklerini toplayarak geniş oymalı ahşap kapıya doğru ilerledi. 
Gitme zamanıydı. Geçmişi yok sayıp karanlık geleceğine bir adım attı.



Sayfa Sayısı: 184

Baskı Yılı: 2013


Dili: Türkçe
Yayınevi: Cinius

22 Aralık 2012 Cumartesi

Bir Ses Böler Geceyi,Çıplak Ayaklıydı Gece/Ahmet Ümit

Arka Kapak

İki kitap tek ciltte buluştu.

Bir Ses Böler Geceyi
Dolunayın ışığında bir köy mezarlığı... Mezarlığın duvarına çarpan bir cip. Gecenin karanlığında uçuşan düşler. Issız köyün ortasında kocaman bir cem evi. Konuğunu yitirmiş bir mezar. Cem töreninde arınmayı bekleyen bir ölü. Bu olanların sessiz tanığı, bir araştırma görevlisi. Yıkılan idealleriyle, sürüp giden yaşamı arasında sıkışıp kalmış bir adam. Alevi inancına farklı bir bakış. Mistik bir gerilim romanı...

"Gözüne kestirdiği dal parçasını çekerken çalılığın arkasında bir karartı fark etti. Feneri oraya doğru tuttu. Yanılmamıştı, az ilerde yeşil renkli bir mezar taşı mahzun bir edayla onu süzüyordu. Bu defa korkmadı, hatta içinde, 'Bu mezar neden mezarlığın dışında?' diye merak bile uyandı. Bir-iki adım daha yaklaştı. Ama bu mezar bozulmuştu, iki yanında toprak birikintileri yığılıydı. Yeni bir ürperti dalgası sardı bedenini. Mezarın içini görmemesine karşın, upuzun yatan ölünün yer yer etleri dökülmüş yüzü geldi gözlerinin önüne. Öte yandan aklı hâlâ mantıklı bir açıklamanın peşindeydi. Belki de bu mezar henüz ölmemiş biri için kazılmıştı. Neden olmasın? insanların ölmeden önce de mezarlarını hazırladıklarını biliyordu; iyi de, kazmakla hazırlamak arasında büyük fark vardı. Belki yeri alınır, hazırlıklar yapılırdı ama ölmeden mezar kazdırılır mıydı? Belki de bu mezarı aç kalmış vahşi bir hayvan açmıştı. Eğer öyleyse mezardaki ölüyü paramparça etmiş demekti. Doğrusu, böyle bir görüntüyle karşılaşmak istemezdi. Yine de merakı ağır bastı; cesaretini toplayıp el fenerini mezarın içine doğrulttu. Mezar gerçekten de boştu." 

Çıplak Ayaklıydı Gece
Ülkenin en kararlı, en özverili, en iyimser çocukları. Sert, acımasız, zalim günler. Zor günlere inat gülümsemelerini korumaya çalışan gençler. Kahramanlıklar, ihanetler, acılar ve aşklarla dolu romantik bir yaşam. Demokrasi ateşini, diktatörlüğün en karardık döneminde yakmaya çalışanların serüveni. 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek yaşamlarından çarpıcı öyküler."Büyük bir çatışma çıkmıştı kentte. Biz, insanlar, çiçekler, karıncalar, kuşlar, balıklar ve yıldızlar öldürülmesin diye sokaklara renk renk yazılar yazıyor, duvarlara afişler asıyorduk. Hepimiz gençtik; yaşlı olanlarımız da vardı aramızda ama hepimiz gençtik. Onlar, insanları, çiçekleri, karıncaları, kuşları, balıkları ve yıldızları öldürmek için çıkmışlardı sokağa. Hepsi yaşlıydı; genç olanları da vardı aralarında ama hepsi yaşlıydı. Ve hepsi silahlıydı. Çeşit çeşit sustalılardan otomatik tabancalara kadar bir iyice kuşanmışlardı silahlarını. Bir köşe başında bekliyorlardı bizi. Bekledikleri yerde karşılaştık. Belki daha elverişli bir köşe başı ve daha uygun bir zaman bulunabilirdi ama bu karşılaşma kaçınılmazdı. Çatışma uzun sürdü. Karanlık bir dönemin bitişinden karanlık bir dönemin başlangıcına kadar. Yenilmiştik. Yenileceğimiz belli değildi ama çok da şaşırmadık. Şimdi kaçıyorduk işte. Yakalanmamak için, yeniden dövüşebilmek için kaçıyorduk. Belki de bastığımız bu ham toprak İstanbul'un karanlık, suskun sokaklarıydı. Bırakıp geride karımızı, çocuğumuzu, basılacak evimizi terk ediyorduk..."

Yayınevi: Everest Yayınları

19 Aralık 2012 Çarşamba

Taşra Şairi/Işık Yanar

Arka Kapak

Taşra Şairi, Işık Yanar'ın üçüncü romanı. Yanar, yine parçalı kurguyla, hayatın detaylarına yaslı üslubuyla başarısız bir şair Yakup Gündoğdu'nun İstanbul'daki son günlerini anlatıyor. Roman, coğrafi taşralılıktan ziyade bir hayat telakkisi olarak taşralılığı kavramsallaştırmaya çalışıyor. Karakterlerin ruh hallerini zaman zaman detaylı bir şekilde irdeleyerek Yanar'ın ilk iki romanının izini sürüyor. 2007 yılında Dört Adem, 2010'da Şemsiye Tamircisi ile adından söz ettiren Işık Yanar, bu kitabıyla romancılığını bir adım daha yukarı taşıyor.

Yayınevi: Şule Yayınları

Mezarlık Toplumu/Mesut Budak

Arka Kapak

Tümü heyecan yüklü, hızlı olay akışı ve eğlenceli diyaloglarla, fantastik öğelerle, bazen de hüzün ve korku dolu olaylarla bezenmiş bir roman bu. Belirsiz bir zaman aralığında, Deccâle iki adım kala, tüm hayatı mezarlıklar içinde geçen bir toplumdaki insanların yaşamlarından kesitler bulacaksınız bu romanda. Alışılagelmiş roman okumasındaki olay örgüsü, zaman, mekân, karakter yapısı ve üstün özne bütünlüğü, bu romanda, yerini, olay akışının parçalanmasına, zaman ve mekân olgularının kırılganlığına, karakter ve öznelerin paramparçalanmışlığına bırakmaktadır. Kitap, bireyselden toplumsala, toplumsaldan siyasala doğru genişleyen bazen de tam tersi yönde, siyasal ve toplumsaldan bireysele doğru daralan bir yapıya haiz. Bu romanın en önemli özelliklerinden biri de okunmaya hangi bölümden başlanırsa başlansın, son bölüm en son okunmak kaydıyla, anlatılanların anlaşılabilirliğinde yatmaktadır. Özellikle günümüz toplumsal alt yapısının ve iktidarın uygulanma biçimlerinin hangi koşullar altında devam edebildiğinin bir analizi gibi roman. Kitap, içerik ve biçim tartışmaları, dil-anlatı-söylem-özne-iktidar analizleri ışığında okunursa, pekçok açıdan yeni değerlendirilmelere de tabi tutulabilir. Romanı bitirdiğinizde, Hegel, Marx, Althusser, Lacan, Zizek'in söylediklerinin Türk toplumsal yaşamını anlamak için değerlendirilebileceğini, fakat, toplum yapımızı anlamak için, bu düşünürlerin çok ötesine geçilmesi, yeni düşünce biçimlerinin geliştirilmesi gerektiğini de hissedeceksiniz. Kitabın tüm öznelerin, tüm iktidar ve direniş odaklarının, kendilerini ve diğerlerini bir yeniden okumaya tabi tutmalarının yolunu açması ümidiyle.

Yayınevi: Cinius

İlk Gün/Marc Levy


Fransız yazar Marc Levy’den büyüleyici bir günlük... Dünyanın ilk günü, ilk gecesi, ilk yıldızın keşfi ve aşkla sarhoş iki çift gözün gökyüzünde kayboluşunu içinde saklıyor…
“Sonsuz küçük ya da sonsuz büyük olan nedir ve her şeyin başladığı sıfır ânı nedir?”

“Ben paleoantropoloğum, müzede çalışmıyorum, bir Pierre’le, bir Antoine’la ya da bir Jérôme’la tanışma fırsatım olmadı yıllardır; çocuğum yok; severek yaptığım zor bir mesleğim var ve kınanacak yanı olmayan bir tutku yaşadığım için olağanüstü şanslıyım.”

“Adım Adrianos, annemin doğduğu kasaba hariç, uzun zamandır ‘Adrian’ diyorlar bana. Astrofizikçiyim, uzmanlık alanım, Güneş sisteminin dışındaki yıldızlar. Dünya yuvarlaktır, uzay bükülüdür ve evrenin sırlarını kavramak için yolculuk etmeyi, en iyi gözlem noktasının, büyük kentlerin uzağındaki zifirî karanlığın peşine düşüp gezegeni en ücra köşelerine kadar, hiç durmadan, bir baştan bir başa dolaşmayı sevmek gerekir. Sanırım, beni bunca yıldır, insanların çoğunun yaptığının tersine bir ev, bir eş ve çocuklara sahip olmaktan alıkoyan, rüyalarımdan hiç çıkmayan o soruya günün birinde bir yanıt bulmak umudu oldu: Gündoğumu nerede başlar?”

Kitap hakkında ayrıntılara BURADAN ulaşabilirsiniz. 

Yayınevi: Can Yayınları

İçten Konuşmalar/Petek Kışlalı Olcan

Arka Kapak

…Uçlarda yaşamadığım zamanlarda, uçsuz bucaksız duygulara tutunmayı seven bir kadın olarak, dipsiz, boş bir çukurun ağzında asılı kalmıştım. Bunun, benim için böcek olarak uyanmaktan bir farkı yoktu...

…Alışılmış bir şefkatle, çocuğu gibi kavradı adamı...Kollarının sarabildiği tek erkeğin o olduğunu düşündü. Ve kollarında tutamadığı...

…Sihir, değişmeyen şeffaf ayakkabıda ve çıplak bedenindedir kadının...Belki de asıl sorun, kendini olduğu gibi kabul edebilecek bir kadının, masallarda bile gerçek olamamasıdır...Başkası olmadığında kandıracak birini mutlaka buluyormuş insan...Kendini...

…Kadın, ne kadar giyinmeye çalışırsa çalışsın, çırılçıplaktı. Güzelliği, içtenliği, cinselliği ve kendine güveni etrafa saçılmış, bir türlü toparlanamıyordu. Üstüne sadece şaşkınlık, tatminsizlik, yetersizlik, aşağılanmışlık duygularının dağınıklığını gelişigüzel geçirebildi. Niye sevmişti bu adamı, niye bu kadar koşulsuz verip kendini, karşılıksızlığa niye sessiz kalıyordu?

Yayınevi: Anadolu Kültür

13 Aralık 2012 Perşembe

Aldatmak/Uğur Yağcıoğlu

Arka Kapak
Aşk Vââdini Ayrılıkla Bir Bütün Düşünenlerin Romanı...
Başka hayatlardan devreden arkadaşlıklar vardır hani. İlk gördüğünüzde mânâsızca anlatmak istersiniz. Karşınızdaki sanki sizi merak ediyormuş hissiyle söze başlarsınız ilk muhabbetinizde. Sizi yıllardır tanıyanlardan daha fazla anlatırsınız onlara. Paralel zekâda olduğunuz için değil... Birbirini anlamak hissi de değildir bu. Merak etmektir. "Nasılsın görmeyeli?"dir bu arkadaşlıkların ilk sözü. Hayatınızda hiç görmediğiniz birine 'nasılsın görmeyeli?' diye bakabilmek arkadaş olmakla değil, bu dünyaya arkadaş gelmekle ilgilidir. Öyle bir hisse kapılmıştı işte Semiramis'i gördüğünde Sadi. Anlatmak istemişti, biraz anlatmıştı da. Ama her şeyi konuşmak için doğru zaman değildi. Semiramis yıllardır merak eder gibi dinlemişti...
"Ne acayip bir duygu bu böyle; iki saat önce yaşadıklarıma sanki başkasının hayatına bakar gibi bakıyorum. İki saat içinde başka bir insan olunur mu? Olundu işte..."
Okumasanız bile, dokunmazsanız bile, kesinlikle konuşulduğu zamanlara tanıklık yapacaksınız, anlatılanın hayatınıza dokunduğunu göreceksiniz.
Senaryo, film, tiyatro çalışmalarından sonra Yağcıoğlu bu ilk romanında; aşka, dine, acının insana yaptırabileceklerine ve hayatın simetrisine dair benzersiz bir hikâye ile okuyucuya merhaba diyor.
Yayınevi: Chiviyazıları

4 Aralık 2012 Salı

Dehlizlere Sızan Işık/Levent Budus

L.Budus'tan farklı bir üst metin
L. Budus genç bir yazar, ilk kitabı "Dehlizlere Sızan Işık"ta varoluşu, yaşamın anlamını ve insanın çeşitli ruh hallerini şiir tekniğiyle anlatı geleneğini birleştirerek ustaca sorguluyor. Geceyle gündüz, sınırlar ve özgürlükler, ölüm ve yaşam arasındaki o ince çizgide insanın kendiyle hesaplaşmasına iyi bir örnek bu kitap. "Dehlizlere Sızan Işık" güçlü bir genç kalemin düşsel manifestosu adeta. Acılar da bu dünyaya ait diyor yazar, sevinçler de. Peki ya uçup giden düşünceler?
Sıra sıra ahenkli dizgelerle geliyoruz
Geceden gündüze
Racon şehrinin dışındaki tepeden!
Patikalar ışık saçar, beyaz kaftanlarımızla
Kıvılcımlar püskürten eğitim meşaleleri elimizde!
Kendini güvende hissetme
Yürürken çizginde
Manyetik tasman boynunda


Yayınevi: Potkal Kitap Yayınları

Gece Mavisi Zamanlar, Sevim Reşat



Dünya durdukça silahların hep var olacağını, silahların gölgesinden çıkmış bir dünyanın kaosa sürükleneceğini savunan bir subay. 

Dünyayı artık para yönetecek, paraya hükmeden de dünyayı yönetir diye düşünen bir işadamı. İki çocukluk arkadaşı. 

Mesleklerinde yükselirken özel yaşamlarında zorlanırlar. Bu iki tutkulu adam başarı uğruna aşkı gözden çıkarmış değillerdir, ama aşkı bulmak, bulduktan sonra sürdürmek onlar için hiç de kolay olmayacaktır.


Yayınevi: Altın Kitaplar

Portobello Sokağı, Ruth Rendell

Polisiye-gerilim edebiyatının usta ismi Ruth Rendelldan, insan ruhunun karanlık köşelerine dair bir başyapıt

Batı Londranın antika dükkânları, sahaflar ve bitpazarlarıyla ünlü sokağı Portobelloyu mekân tutan roman, bir sanat galerisi sahibi, bir şizofren ve bir hırsızın öyküleri etrafında şekilleniyor. Evinin yakınlarında, yolda bir miktar para bulan Eugene Wren, parayı polise teslim etmek yerine başka bir yönteme başvurunca Portobellonun, o kadar da renkli olmayan karanlık yüzüyle tanışıyor. 

Ruth Rendell, çok iyi bildiği ve mükemmel tasvir ettiği bir atmosferde, karakterlerini her türlü sınıfsal ilişki ve çelişki içinde resmederken, okuru da çok hareketli, eksantrik bir "çarşı"nın içine çekiyor. 

Portobello Sokağı, küçük bir sürprizin ve günlük yaşamdaki sıradışı bir davranışın nasıl gerilimli bir hâl alabileceğini gösteren; ölüm, şiddet, kundaklama ve hırsızlık aksiyonlarını başköşeye oturtmakla birlikte tuhaf bir "bağımlılık" şekli ve aşk üzerine de dikkat çekici vurgularda bulunan, birinci sınıf bir Ruth Rendell romanı.

"Ruth Rendell, dehşeti öyle baştan çıkarıcı şekilde kurguluyor ki, her şey yalnızca mümkün değil, aynı zamanda da kaçınılmaz"


Yayınevi: Doğan Kitap

Hobbit ve Felsefe/Gregory Basham,Eric Bronson,William Irvin

Maceracı bir ruh ile kişisel gelişim arasında nasıl bir bağ vardır?
Bilbonun karakterindeki dönüşümün kökenlerini nerede aramalıyız?
Orta-Dünyada şan, şöhret, kibir, tevazu, açgözlülük gibi kavramlara felsefi açıdan nasıl yaklaşabiliriz?
Hobbitler oyun oynamayı neden sever?
Tolkien gerçekte bir adil savaş teorisyeni miydi?
Hobbit bize sanatın felsefesi hakkında neler sunabilir?
Tolkienin kahramanları aslında birer filozof mudur?

Bir yanda Bilbo, Gandalf, Thorin ve Gollum; diğer yanda Aristoteles, Platon, Nietzsche ve Kant.
Hobbit ve Felsefe, Bilbo Baggins ile yeni tanışacak okurlar, yıllarını Tolkienin eserlerine veren Orta-Dünya takipçileri ve felsefe meraklıları için benzersiz bir kitap.


Yayınevi: İthaki Yayınları

3 Aralık 2012 Pazartesi

Şey/J. A. Konrath


Şeytana uymak için pek çok nedeni bulunan, bunun için farkında olmadan çaba gösteren küçük ve zavallı hayatlarla ortak duygular yaşayabileceğinizi hiç düşünmüş müydünüz? Panama kanalı kazısında yerin derinliklerinden esrarengiz bir kapsülü çıkaranlar, sırlarını saklamak, sakladıkları kadar da yaşatmak istediler. Ancak insanoğlunun iç hesapları, sırrı korumakla görevli insanların bilincine işleyerek tehlikeli ve bulaşıcı bir hale geldi.Asırlardır uyuyan bir yaratık ve hayatlarını bu yaratığın sırlarını çözmeye adamış birkaç bilim insanı…Bu şey din adamlarının düşündüğü gibi Şeytanın ta kendisi mi, yoksa bilim insanlarının dediği gibi organizması daha önce tanımlanmamış bir yaratık mı?Proje, yaratığın konuşmaya başlamasıyla daha da heyecanlanıyor, sırlar birer birer çözülüyor. Elinizden bırakamayacağınız bu kitap size bilinmeyen gizli bir dünyanın kapılarını açıyor.

Yayınevi: Arunas Yayıncılık

Özgürlüğün Elli Tonu/E. L. James

Pegasus yayınlarından, dünyanın çok konuştuğu serinin 3. kitabı çıktı. Tüm dünayada okurlar arasında büyük ilgi uyandıran ve sabırsızlıkla beklenen serinin 3. kitabı Özgürlüğün Elli Tonu, tüm kitapçılarda.


1.Kitap: Grinin Elli Tonu
Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı... Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.
Edebiyat ögrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Greyle röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ananın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır...
Greyin sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çokuluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cüretkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christianın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder.

2. Kitap: Karanlığın Elli Tonu
Ruhu yaralı genç girişimci Christian Greyin karanlık sırlarının yıldırdığı Anastasia Steele, ilişkilerine son noktayı koyup bir yayınevinde çalışmaya başlar.
Ama Greye duyduğu karşı konulmaz çekim hâlâ etkisini sürdürmektedir. Grey yeni bir teklifle gelince ona karşı koyamaz. Nihayet her şey daha iyiye gidiyor gibi göründüğü sırada birden geçmişin hayaletleri ortaya çıkar. Anastasia, sorunlu, hırslı ve talepkâr Elli Tonun sinir bozucu geçmişi hakkında, tahminlerinin çok ötesinde şeyler öğrenir ve ilişkileri bir kez daha tehdit altına girer.
Grey içindeki şeytanlarla savaşırken, Ana da hayatının en önemli seçimini yapmak zorunda kalır. 
Ve bu kararı tek başına vermelidir...

3.Kitap: Özgürlüğün Elli Tonu
Anastasia Steelein ne istediğini bilen, göz alıcı iş adamı Christian Greyle tanışması, her ikisinin de hayatlarını geri dönülmez biçimde değiştiren şehvetli bir ilişkinin kıvılcımını çakmıştır. Christianın sıra dışı zevkleri karşısında şoka uğrayan, ondan hem hoşlanan hem de korkan Ana, daha derin bir bağlılık istiyordur. Onu yanında tutmaya kararlı olan Christian, bunu kabul eder. 
Şimdi her şeye sahiptirler; aşk, tutku, yakınlık, servet ve sonsuz olasılıklarla dolu bir dünya. Ana, Greyi sevmenin kolay olmayacağını ve beraberliklerinin her ikisinin de tahmin edemeyeceği zorluklar getireceğinin her zaman farkında olmuştur. Anastasianın kendi benliğinden ve bağımsızlığından ödün vermeden Greyin yaşam stiline uyum sağlamayı öğrenmesi, Greyinse kontrol dürtüsünü aşması ve kendisini altüst eden fırtınaları arkasında bırakması gerekmiştir. 
Ama geçmişle hesapları henüz kapanmamıştır. Tam her şeye sahip gibi göründükleri bir anda, talihsizlik ve kader bir araya gelip Ananın en korkunç kâbuslarını gerçeğe dönüştürür...


Ankara Kitap Fuarı/Kitap Kurdunun Başkent'te Sonsuz Keşfi

Ankara Kitap Fuarı, önde gelen yayınevlerinin de katılımıyla, 1-9 Aralık tarihleri arasında ATO Congresium Fuar merkezinde ziyaretçileriyle buluşuyor. 
Bir çok sosyal sorumluluk projesine de aynı anda destek veren fuar, çeşitli yazarların imza günü etkinlikleri ve sahafların da katılımıyla renklenecek. 

Fuar hakkında ayrıntılı bilgi almak için TIKLAYINIZ

2 Aralık 2012 Pazar

Avrupa Asya Arası Yolculuklar/Ester Almelek

Arka Kapak

İnsanın hayatında yolculuklar çok değişik süreçlerdir. Ne bıraktığın yerdesin ne de gittiğin yerde. Beklenmedik karşılaşmalar, hafızamızın derinliklerinden fırlayan acı ve tatlı anılar süsler yolculuklarımızı.

Yazar, bu romanında, kahramanları Jülide ve Emir'in, Avrupa Asya arası yolculuklarının duygu ve özlem dolu anımsamalarını aktarıyor.


Yayınevi: Minval

Çölün Cazibesi/Ester Almelek

Arka Kapak

"Yemekten sonra, dönüş yoluna koyulduk. Şimdiye kadar yalnız deniz ve dağ manzarasının güzelliğini bilen benim için, bu gezide, çölün o uçsuz bucaksız, görkemli ve sessiz kum tepelerinin mistik atmosferini keşfetmek bir mucize oldu. Beni her zamanki dünyamın dışına taşıyan, bir seraplar ve masallar ülkesi gibiydi.
Elimi sıkıca kavrayan David'in de payı büyüktü kapıldığım bu büyüde."

Romanın kahramanı Nicoletta Paris'te yaşayan bir çocuk doktorudur. Kitapta geri dönüşlerle, İsrail'de bir Kibbuzt'ta karşılaştığı gençlik aşkı David'i, daha sonra, Mısır'da bir Bedevi çadırında tanışıp evlendiği ejiptolog (Mısır Bilimcisi) Kerim El Said ile geçen hayatını anlatıyor...

Orta Doğu hem çekici yönleriyle hem sorunları ile Nicoletta'nın hayatında hep var olmuştur.


Yayınevi: Minval

O Muhteşem Hayatınız/Oya Baydar

Arka Kapak

"Hangisi gerçek hayatım benim? Kendi yaşadığım mı, onun anlattığı mı?"
Ünü dünyayı sarmış Türkiyeli bir primadonna, bir diva... Onunla ilgili her türlü fotoğrafı, ses kaydını, gazete kupürünü toplamayı hayatının amacı edinmiş, tutkulu hayranı bir müzik öğretmeni... Annesinin izini süren genç bir kadın...Eski fotoğrafların ayrıntılarında gizli, derin bir sır: sadece Diva'nın yaşamının değil, Türkiye'nin yakın tarihinin puslu, karanlık bir kesiti...

Muhteşem hayatlar, parlak dekorların arkasında neler saklar? Muhteşem, ışıltılı, kusursuz görünen yüzümüzde, kendi kendimizden bile sakladığımız ne yıkımlar gizlidir? Kendini tanımak, kendi gerçeğiyle yüzleşmek insanı nerelere sürükler? Oya Baydar, beklenen romanı O Muhteşem Hayatınız'da, her biri kendi kimliğini arayan roman kahramanlarıyla, insanın ve bu coğrafyanın derinliklerine götürüyor bizi. Roman, derinlerde saklı gerçeklerle yüzleşmeye hazır okurunu bekliyor.

Yayınevi: Can Yayınları

Bunlarda İlginizi Çekebilir;

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...